Kültür - Sanat

Sevgilinin yol arkadaşı olmak kolay mı?

Sahabe hayatından tablolar, sık duyduğumuz fakat çoğunlukla göz ardına atıp uygulamaya geçiremediğimiz bilgiler arasında. Sanki hiç yaşanmamış gibi ya da bize çok uzakmış gibi geliyor. Nasıl anlatsam… Bin dört yüzyıl öncesinde kalan olaylardan bahsediyoruz sonuçta, Asr-ı Saadet denilen bir devirden. Yani bunu gözümüzde büyütmemiz mümkün.

Sahabe hayatları ulaşılamaz mı?

Bazen radyoda dinleriz, bazen bir kitapta, gazetede, takvim yaprağının arkasında karşılaşırız, bazen de gittiğimiz bir sohbette hoca onlardan bahseder de bu sayede hayatımıza girmiş olurlar. Sahabenin cömertliği, sabrı, cesareti, güzel ahlakı, doğruluğu, kahramanlıkları… Liste uzayıp gider. Anlatılan olaylarda bizi etkileyen bir yön, bugünün insanına çok uç gelecek yüksek ahlak mertebeleri vardır. Mesela günlerce yiyecek bir şey bulamayıp en sonunda hurma ile karınlarını doyurmaları, tüketim üzerine kurulu olan hayatlarımızda neye karşılık gelecektir? Bunu düşününce insanın hayrete düşmemesi elinde değil.

Yine, evinde çok az yemeği olmasına karşın evine gelen misafirini boş çevirmemek adına, karanlıkta onunla beraber sofraya oturup yiyormuş gibi yapan sahabe örneği, kardeşini kendi nefsine tercih etmenin en ileri seviyesi değil de nedir? Bireyselleşip, menfaat peşinde koşmaktan başkasını düşünemediğimiz anlarda, nefsimizi yenmemizde yardımcı olacak ipuçları bunlar.

Amacım sahabeye kudsiyet atfedip ululaştırmak değil. Peygamberimiz ‘Ben ancak sizin gibi bir beşerim’ demişken, sahabeyi yüceltip onları ulaşılamaz yapmak haddime değil. Sadece onlardaki imanın, teslimiyetin, diğergamlığın ve sevginin boyutlarını anlamaya çalışıyorum.

O, öyle bir sevgi ki…

Sevginin en derin tezahürünü Peygamberimizin en yakınlarından aynı zamanda hicret arkadaşı olan Hz. Ebubekir‘de görürüz. Gerek siyer kitaplarında, gerek sadece Hz. Ebubekir’in kişiliğini ve dönemini anlatan kitaplarda bu sevginin nasıl vücud bulduğunu görmek mümkün. Ali Haydar Haksal‘ın Sevgilinin Yol Arkadaşı, Murat Sarıcık Canan‘ın Can Dostu, Salih Suruç’un Sadakatte Zirve kitapları, isimlerinden de anlaşılacağı gibi Hz. Ebubekir’in ümmetin görmesi, hayatında tatbik etmesi gereken yönlerine dikkat çekmekte.Hz. Ebubekir

Aynı bu kitaplarda anlatılan örnek hayatın bazı karelerini okurken sarsıldığım gibi, geçtiğimiz gün radyoda Peygamberimiz ile Hz. Ebubekir’in Medine’ye hicret etmeden önce saklandıkları mağaradaki hallerini dinlerken de bir anda sarsıldım. Nasıl sarsılmayayım? Eşine az rastlanır bir fedakârlık örneğiydi anlatılan. Peygamberimiz başını Hz. Ebubekir’in kucağına koyduğu halde uyuyor. Bu sırada Hz. Ebubekir mağaranın deliklerinden birinde bir yılan başı görüyor. Peygamberimiz uykusundan uyanmasın diye çıplak ayağıyla deliği kapatıyor ve yılan ayağını ısırıyor! Acıdan kıvranmasına rağmen yine de rahatsızlık vermemeye çalışıyor. Ta ki gözyaşları sevdiği insanın yüzüne değinceye dek.

Daha önceden bilmediğim bir olay değildi aslında. Bildiğim şeyle yeniden karşılaşınca, ilk defa duyuyormuşçasına gözlerim açılıyorsa ben bunu daha önce nasıl kaçırdım, bu ayrıntı beni daha önce böyle etkilememişti diyorum. O an, bu yaşanmışlığın gerçekliği karşısında ürperdim. Bu sevginin boyutu nasıldı ki kendi canını hiçe sayabiliyordu?

Dost, yani “sen demek olan bir başkası”

Tam da kitapta İbni Miskeveyh’in dost tanımını okumuştum: Dost, “Sen demek olan bir başkası” idi. “İşte bu!” demiştim okuduktan sonra. Yani senin gibi düşünen, senin gibi hisseden, senin gibi yaşayan, senin gibi konuşan yani her haliyle sen olan kişi işte. Ya da seni senin kadar iyi bilen kişi.

Nitekim Peygamberimiz, “Ümmetimden kendime bir dost edinseydim Ebu Bekir’i edinirdim” demiştir. Ne güzel ve kutlu bir dost! Her anında dostunun yanında.

Hz. EbubekirHz. Ebubekir, ilk Müslüman olanlardan. Hz. Muhammed’in peygamberliğini ve getirdiği haberleri tereddütsüz kabul etme şuuruna sahip kişi. Bunun için Sıddık O! Malını hiç düşünmeden Allah ve Rasulu yolunda harcayan bir sahabe. Nerdeyse elinde bulunanın tamamını tasadduk etmek istemiş. Öyle ki, Bilal-i Habeşi başta olmak üzere Müslüman oldukları için işkence gören köleleri satın alarak onları hürriyetlerine kavuşturmuş. Mescid-i Nebevi’nin arsasının bedelini karşılayan da O, Tebük seferinde ordunun ihtiyaçları için mal varlığını ortaya koyan da O.

İnancı, sadakati, cömertliği, cesareti, yumuşak huyluluğu, yardımseverliği ile tanınan Hz. Ebubekir, yüce şahsiyetinin yanı sıra ilim ve hikmet sahibi imiş. İçli ve tesirli sesiyle Kur’an-ı Kerim okuyuşu Mekkeli müşrikleri rahatsız edip herkesin dikkatini çektiğini için yüksek sesle Kur’an okumasını engellemek istemişler. Sebep; insanların İslam’a yönelmesinden duydukları endişe tabi.

Vasiyetinde ne vardı?

Hz. Ebubekir’in vefatından önce Hz. Ömer’le ilgili vasiyeti, adil yönetici arzu etmesi bakımından bize de örneklik oluşturuyor. Tam bir teslimiyet ve inanç abidesinin Ahidname-i Sıddık adı verilen son sözleri Taberi Tarihi‘nde şöyle geçer: “Bu, Ebu Bekir b. Ebu Kuhafe’nin dünyadan ayrılırken son deminde, ahirete giderken ilk anında, kafirin iman ettiği, günahkarın tevbe ettiği ve yalancının doğru söylediği bir anda yaptığı ahiddir. Ben Ömer b. Hattab‘ı kendime halef tayin ediyorum. Onu dinleyip itaat ediniz. Ben bu davranışımla Allah’a, Rasul’üne, dinime, kendime ve size iyilik dilemiş bulunuyorum. Ondan umduğum ve beklediğim, adaletli davranmasıdır. Aksi hareket ederse, herkes iyi veya kötü, yaptığının karşılığını elbette bulur. Ben iyilik istiyorum. İleride ne olur onu bilemem. Zulmedenler, başlarına neler geleceğini tahmin ederler. Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun.”

Şu ezgi sözleri ne güzel anlatır Peygamber arkadaşlarını: “Onlar öndeler, onlar öncüler/ Hiç düşünmeden bir an onlar öldüler”

Ayşegül Sena Kara “Ne mutlu Hz. Ebubekir’i örnek alanlara” dedi

Kaynak

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
All Pages