Bizim Klasikler’den Muhammediye’ye dair: Hz. Ömer’in Müslüman Oluşu

Temmuz ayı içinde Üniversite mezunu iki gence rastladık. Muhammediye kitabını duyup duymadıklarını, görüp görmediklerini sordum. İkisi de bilmesi, hiç olmazsa duyması icap eden bölümlerden mezun idi. Görmek bir tarafa duymamışlardı bile… Yine bir başka üniversite mezunu kızımız “Hocam, hakikaten ecdadımız, anneler, nineler Muhammediye’yi dinleyip anlayabiliyorlar mıydı?” diye sordu. Ben de: “Kızım ecdadımız dinlediklerini, okuduklarını tam anlamak niyeti ve dikkatiyle dinlerler ve okurlardı. Anlamadıklarını sorarlar, öğrenirlerdi. Hocaları da okuyan, dinleyenler de ‘okudu desinler’ diye değil, mânâ, hakikat anlaşılsın diye; ‘de geç-söyle geç’ değil ‘anlamadan geçme!’ kaidesine riayet ederlerdi. Onun için de anlamaları öğrenmeleri zor değildi. Bir de mana tadı ve zevki alan insanlar anlamadan rahat edemezler…”