Kültür - Sanat

Bir âhir zaman Veysel’i (1927-1993)

“Kubbe-i Hadra demek – Konya Mevlânâ demek” denilmiş. Veysel Öksüz merhum da Hz. Mevlâna ve yoldaşları gibi; Konyalı olmakla kalmamış, erkenden muhibbana dahil olmuş. Anadolu’nun Türk- İslam diyarlarının çoğunda, zevkle okunan bir Yunus ilâhisi vardır:

“Bin deveyi bir akçaya güderdi

Onun da nısfını zekât ederdi

Develer bilesince tevhid ederdi

Yemen illerinde Veysel Karani

Yemez haramı, demez yalanı

Bu ilahide geçen haram yememek, yalan dememek, İslam’ın iki temel düsturudur. Bir de namaz eklendi mi fukaranın İslam’ı tamam olur. Kanaatimizce İslam beldelerindeki yaygın olan Veysel, Veysi ve Üveys isimleri o Peygamber aşığı Hz. Veysel Karani’den gelir. Nitekim, Veysel Öksüz merhumun babasının adı da Veysi’dir. Şiirler, nazımlar da aynı aşka, aynı yola sahip ve mensup olduğunu aşikâre gösteriyor.

Biz de bunların daha çok tanınarak, bilinerek Veysel Karani ve emsali büyükler vasıtasıyla Peygamber ve Allah sevgisinin ziyadeleşmesine vesile olmayı ümit ediyoruz. Bu sayede arınma ve ayılma artar. Ve antidepresan vb. malzemeler ihtiyacı azabilir diyoruz. Merhum Cemil Meriç’in ifade ettiği “Muhteşem bir maziyi daha muhteşem bir maziye bağlayan köprü olma” arzusu da takviye edilir, günden güne daha huzurlu ve sürurlu bir memleket olabiliriz diye düşünüyoruz.

Öksüz merhum ilk mektepten sonra sanat okuluna kaydolmuş, iki sene sonra babası orayı yeterli bulup, “bir ustaya olmuş çırak, yakın olmuş cümle ırak” kaynakçı Veysel usta, Pullukçu Veysel ustaya terfi etmiş, Konya gibi tahıl ambarı olan memlekette en lüzumlu aletlerden pulluklar imal etmiş. Veysel ustanın pulluklarının farklı ve aranan olmuş ve olacağını düşünüyoruz.

Veysel Öksüz Konya merkeze 40 km. mesafede Yarma nahiyesinde dünyaya gelmiş. Mütevazı bir çiftçi ailesinin ikinci çocuğu. Babası Veyis Efendi, anası da Cennet hanım. İstiklal harbinde ordunun yetiştirdiği ilk şoförlerden olan Veyis Efendi Konya’dan Musul’a demir tekerlekli kamyonlarla erzak taşımış. Cumhuriyetin ilanından sonra kendi isteği ile memleketi Yarma’ya yerleşmiş, geçimini çiftçilikle sağlamıştır. Ve 17 yaşında iken Şerife hanımla evlenmiştir.

Emine Yeniterzi Hocanın anlattığına göre “1993 şubatında üşütme ile başlayan bir rahatsızlık sebebiyle hastaneye yatırılır, yanlış bir tedavi sonucu durumu kötüleşir. Kızı Hidayet Hanım babasının son durumunu şöyle anlatır: “Yatağına getirdiler, şuuru açıktı. ‘İşte hayatın sonu bu’ dedi. Ve ayetelkürsiyi yarısına kadar okuyabildi. Kendini kaybetti. “

Veysel Öksüz bir hafta süren komadan sonra 15 Şubat 1993’ te hakkın rahmetine kavuşur. Mevlânâ âşığı şairin son istirahatgâhı da yeşil türbenin hemen karşısındaki Üçler Mezarlığı olur.

Mesnevi okuyarak büyüttüğü torunlarıyla mükemmel bir dede, zeki, nüktedan, her zaman güler yüzlü bir insandır. Ciddi ve otoriter tavırları yanında samimi bir neşeye sahiptir. İnsanın sayılı nefeslerini boşa harcamaması, bitmeyen bir arzu ile ilme sarılması, daima inandığı gibi yaşaması onun hayat düsturlarıdır. Dostlarından bazıları Tahir Büyükkörükçü (meşhur Konya Müftüsü) Dr. Ali Kemal Belviranlı, Ali Ulvi Kurucu, Muammer Tolasa, Fevzi Özçimi’dir.

Yarım kalan tahsilini kendi imkânlarıyla ikmal etmek maksadıyla, hayatının büyük kısmını kitaplar arasında geçirmiştir. Yüzlerce kitap okuyan merhum, şark klasiklerine hayrandır. Dikkatli bir talebe gibi notlar alarak çalışan Öksüz, onları sohbetlerinde dostlarına aktarır. Merhum Elmalılı Hamdi Yazır’ın TBMM kararıyla hazırladığı 10 cilt tefsirini dört kez okur ve mütalaa eder. Mevlânâ hazretlerinin mesnevisini ise on defa okur. Mesnevi şerhlerini elinden düşürmez. Mevlana’nın feyzi bereketiyle aruz ve hece vezninde 1970 yılında şiirler söylemeye başlar. Bundan sonra vaktinin çoğunu mesnevinin manzum tercüme ve şerhine hasreder. Birinci cildin 4003 beyitlik tercümesi 7+7=14 lü hece vezniyledir. Yine Mesnevi 1.nci cildin 123 sayfalık tab edilmemiş metni de hamiyet erbabını ve vakt-i merhumunu bekliyor olsa gerektir.

Öksüz merhum hakkında henüz fazla eser vücuda gelmemiştir. Mimar dostu Karaman eski Bld. Bşk. Dr. Kamil Uğurlu Yeni Konya Gazetesinde vefatından bir hafta sonra kadirşinas bir yazı yayınlamıştır. Mevlânâ aşığı Konyalı bir şair Veysel ve Şiirleri kitabının 3.ncü baskısı münasebetiyle Arzu Bosnevi 29.10.2021 tarihinde dünyabizim internet sitesinde üstad hakkında 4 sayfalık bir tanıtım yazısı yayınlamıştır. Muhyi-i Şuâra Dr. Ömer Demirbağ ve Hayati İnanç dostlarımızla sohbetlerimde başta ‘Kızıma’ şiiri olmak üzere eserlerini şerh ve izah etmektedirler.

Şair Bakî, Nedim, Neşâtî, Yahya Kemal, Niyazi Mısrî, Hoca Dehhanî, Fuzulî, Şeyhülislam Yahya, Mehmet Akif Ersoy, Nailî-i Kadim, Ziya Paşa, Esat Efendi, Ali Ulvi Kurucu, Faruk Nafiz Çamlıbel, Mustafa Tahralı gibi zevat-ı kiramın eserlerine, nazire, müstezad, terbi, tahmis ve taştirler yazabilmesi, üstadın rütbe-i bâlâsını göstermeye kâfidir.

30 yıl evvel dâr-ı bekâya teşrif etmiş böyle bir kıymetin az bilinmesi kadirşinaslık değildir. Daha çok insanın kendisini tanıması için bu çalışmayı kaleme aldık. Şiirlerinden bazı örnekler vererek başta gençlerimizin şiir zevki kazanması hem de şiir söylemek, divan okumak (Yunus, Muhammediye, Kuddusî, Salih Baba, Fuzulî, divanları) an’anemizin ihyasına şerare olabilir, kandiller uyanabilir diye düşündük.

Merhumun “Kızıma” şiiri 7’ şer heceli, 21 kıtadan müteşekkil, ezberlenmesi de kolay. Birkaç kıtası ile başlayalım istedik. Bu şiir oğlanlara da “kuzum” diye okunabilir.

Gençlik bahar gibidir
Emeksiz meyve verir
Bunun kadrini bilir
Sahibi irfan kızım

Âleme ibretle bak
Gafillerden dur uzak
Alnı açık kalbi pak
Olmalı insan kızım

Hiç kimseye tutma kin
Ne incit ne de incin
İyilik yap HAK için
Buldukça imkân kızım

Mesneviyi çok oku
Kur’anın bir şerhi bu
Manada yok hududu
Hak dostu yazan kızım

***

‘Ara’ başlıklı bir müstezadı (uzun mısraya kısa mısra eklenen) şöyledir:

Can tende iken kendine cânân ara ey dil

   Ol bezmine dahil

Esrarı bilen sahib-i irfan ara ey dil

                                      Hem meşrebi kâmil

Bir tek nefesi kalsa da fevt etme zamanı

                                      Terk eyle gümanı

Fırsat var iken derdine derman ara ey dil

                                      Her derdi lütuf bil

Cins cinse çeker yâd ile hiç olma beraber

                                       Sır verme de ser ver

Dert ortağı mânâ eri insan ara ey dil

                                       Kıl dersini tekmil

Yoktur deme mutlak bulunur mahrem-i esrar

                                      Âlemde neler var

Şekvayı bırak lutf ile ihsan ara ey dil

                                      Ol sıdk ile sail

Öksüz gibi mahbubunu zikr eyle unutma

                                      Ağyar gibi tutma

Canana yakın olmaya imkân ara ey dil

                                      Hicrana mukâbil

Hoca Dehhani’nin gazelini tahmisten (beşleme)  ilk ve son kıtalar:

Bunca demdir dertli dil beyhude feryat eyledi

Yârin ismin her seher vaktinde evrad eyledi

Bezdi âlem çünki gönlüm ahı müzdad eyledi

Bir kadehle bizi saki gamdan âzâd eyledi

Şâd olsun gönlü onun gönlümü şâd eyledi

Sen de şâd olmak dilersen Öksüz’ü şâd eyle kim

Gösterip zülfün demadem gönlü irşad eyle kim

Hatırından çıkmasın ilk ahdimiz yâd eyle kim

İster isen mülk-i hüsn âbâd ola dâd eyle kim

Padişahlar dâd ile mülkün âbâd eyledi

Fuzuli’nin bir gazelinin tahmisin ilk kıtası:

Hubların âlemde pek çok nev-be- nev mutadı var

Cevr için uşşaka her an bir sebep icâdı var

Bahtiyâr Mecnun ki, Leyla’nın büyük imdadı var

Bende Mecnun’dan füzun âşıklık istidadı var

Âşık-ı sâdık benem Mecnun’un ancak adı var

Niyazi Mısri’nin bir gazelini tahmisin son kıtası:

Bir muhabbet neşesinden koptu yüzbin velvele

Perdedir hep zühtü takva ver de kurtul bir sele

Nûş et Öksüz böyle bir peymane geçmişken ele

Din diyanet adet u şöhret kamu vardı yele

Ey Niyazi noldu sende kayd-ı din-dâr kalmadı

Mehmet Akif Ersoy’un bir gazelini tahmisin son kıtası:

Oku ey dost sana şayet okumak lâzımsa

Oku şayet sana bir gamlı varak lâzımsa

Oku her gün sana bir derd ü firak lâzımsa

Oku şayet sana bir hisli yürek lâzımsa

Oku zirâ onu yazdım iki söz yazdımsa

Yahya Kemâl’in Bahârâbâd gazelini tahmisin son kıtası:

Gül niyaz eylerse âşık andelib olmaz mı lâl

Keşf-i esrâr eylemek ey muhabbetsiz muhal

Aşkı anlatmazsa Öksüz böyle tahmis kıyl u kâl

Zikre layık bahsi ancak zevkidir ömrün kemâl

Gerçi tâli’den nihayetsiz sitemler görmüşüz

Yahya Kemâl’in Veda gazelini taştirin (araya girme) son kıtası:

Tekrar mülaki oluruz bezm-i ezelde

Biz sohbet-i cananı duyup şarkı gazelde

Nakkaşı görür seyrederiz nakşı güzelde

Er geç varırız şevk ile aşk bâdesi elde

Evvel giden ahbaba selâm olsun erenler

Torunu Hüveyda’nın vefatı üzerine söylediği kıt’a:

Beş yılda bütün kalpleri fethetti Hüveyda

Bir nur idi sonsuz yolu bir hamlede aştı

İncitmedi hiç kimseyi hep sevdi sevildi

Mahsun bırakıp bizleri Allah’a ulaştı

Öğren başlıklı kıt’ası da şöyledir:

                 

      Dünyada işin doğru güzel olmalı dersen

                  Vicdanını tahriş edecek bir işi terket

                  Düş yollara üstadını bul sevmeyi öğren

                  Âlemde muhabbet ile imanını berket

Bu levha, Veysel Öksüz’ün hayrü’l halefi oğlu Prof Dr. Hüseyin Öksüz’e ait Erzincanî Salih Baba’nın bir beyti şerifidir.

İsm-i şerifi geçenlere rahmet ve mağfiret berhayat olanlara da sıhhat afiyet niyaz ederiz.

Not: Bu yazı, Prof. Dr. Emine Yeniterzi tarafından hazırlanıp Konya Selçuklu Belediyesi’nce neşredilen eserden istifadeyle hazırlanmıştır.

Kaynak

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
All Pages