İki bin Buhari hadisini hıfzetmiş Kayserili bir âlim: Hacı Zühdü Efendi
Makarr-ı Ulema olarak anılan Kayseri şehrinin yetiştirdiği büyük âlimlerden biri olan Hacı Zühdü Efendi, memleketi Kayseri’nin Camikebir Mahallesi’nde 1860 tarihinde dünyaya gelmiştir. Lülecizâdelerden olup babasının adı Hüseyin, anne adı Emine’dir. Mahalle mektebinden sonra medrese tahsilini Kayseri’de zamanın büyük hocalarından, özellikle Kayınpederi Damad Emin Efendi’den ve Kızıklı Hacı Kasım Efendi’den tahsil etmişlerdir.
Daha sonraları ilm-i hadis ve ilm-i tefsir okumak niyetiyle Trablusgarb’a kadar giderek oradaki büyük Arap ulemasından ilm-i hadis ve ilm-i tefsir okumuşlar ve bu tahsillerine çok önem vermişler, hatta Kayseri’deki yakınlarından kendisine gelen mektupları dahi okumaya vakit bulamamışlardır. Üzerinde oturmuş olduğu seccadesi altında biriktirip memleketine geri getirmişlerdir. Ancak 4 seneye yakın bir zamandan sonra arkadaşı Rauf’la birlikte memleketine tam bir muhaddis olarak dönmüşlerdir. Kuvvetli zekâsı sayesinde iki bin Buhari hadisini hıfzetmekte olduklarını defalarca Cami-i Kebir kürsüsünde vaaz ettiği esnada hazır bulunan cemaate söylemişlerdir. Kendisi Kayseri’ye geldikten sonra arzu eden talebelere Daru’l-Hilafe’de ilm-i hadis ve ilm-i tefsir okutmuşlar, birçok hoca efendilere ders vermişler ise de ekseri vakitlerini vaaz ve nasihat etmekle geçirmişlerdir.
Hicaz’a hac farizasını yerine getirmek için gittiklerinde Beytullah’ı görünce Allah-u Teâla hazretlerine özellikle şu üç dilekte bulunduklarını rivayet ederler: Birinci istek “Ya Rabb, benim yaşımı 80’e tamamla”; ikincisi “Ya Rabb, bana bahşetmiş olduğun şu ilmimden insanlara senin ahkâmını tebliğ için izin ver, hakikatleri olduğu gibi çekinmeden söyleyeyim”; üçüncüsü “Ya Rabb bana ömrümün sonunda son nefeste hüsnü hatime nasip eyle” diye dua ve niyazda bulunmuşlardır. Hacı Zühdü Efendi’nin 80 yaşına ulaşmak istemesinin sebebi bir kudsî hadiste “80 yaşına giren mümin kulumdan sual sormaya hayâ ederim” şeklinde vârid olan ilâhi müjde olsa gerektir. Cenab-ı Hak hakikaten bu âlim ve fâzılın Kâbe’de yapılan dualarını kabul buyurmuşlardır. Senelerce halka vaaz ve nasihatte bulunarak hiçbir hakikati söylemekten çekinmezler, bilhassa tesettür hakkındaki ayet ve hadisleri olduğu gibi anlatırlardı.
Mahir İz anlatıyor: “Memleketinden ayrılmış ve tahsil için dolaşmış zatların hususiyetleri derhal göze çarpardı. Ben gençliğimde Ankara’da Kurşunlu Cami’de rast geldiğim bir Ramazan vaizinde çok farklı bir sohbet görmüştüm. Her gün ikindiden sonra dersine devam eder notlar alırdım. Ankara kadısı olan babam bir gün kendisini iftara davet etmişti. O sayede kendisini tanıma fırsatı buldum. Memleketi Kayseri, adı Hoca Zühdü Efendi, memleketinde icazet aldıktan sonra Trablusgarb’a hadis tahsiline gitmiş, zannederim dört sene kadar kalmış, işte bu ilim seyahati kendisini ilmen ve fikren emsalinden yükseltmiş. Kur’an-ı Kerim’deki her hüküm bildiren ayetin yanı sıra hadis okur, sırası gelince seçme beyitler söyler, va’zına hususi bir çeşni verirdi. O yaşta benim nazar-ı dikkatimi çekmişti. Kendisini tanıdıktan aşağı yukarı elli sene sonra merhum şair Mehmet Akif’i anma etkinlikleri dolayısıyla Kayseri’ye davet edilmiştim. Kayseri Müftüsü Abdullah Edip Efendi’nin davetiyle din görevlilerine yaptığım konuşmada bu özelliğini belirterek ilk kez hocama memleketinde şükranlarımı eda etmek ve kendisini hayırla ya’detmek fırsatını Cenab-ı Hak bana bahşetmiş oldu.”
Konya’nın meşhur vaizlerinden (Merhum) Tahir Büyükkörükçü Hoca’nın Kapu Camii’nde Kayseri vaizlerinin atasözleri ve şiirlerle vaazlarını süslemelerinden övgüyle bahsettiği bu olsa gerek.
Yusuf Eken Hoca’nın anlattığı bir olay
Hacı Zühdü Efendi Kayseri’nin sayılı âlimlerindi. İcazet aldıktan sonra Trablusgarb’a hadis tahsili için gitmişti. İki bin hadis-i şerifin ezberinde olduğu söylenir. Bir gün büyük muhaddis Hacı Zühdü Efendi bizim fakirhaneyi şereflendirdi. Sohbet sırasında “Hacı Yusuf, ben ümmi oldum” dedi. Üzgündü. “Estağfirullah efendim” diye cevap verdim. “Maalesef bütün muhazaratım (faydalı bilgiler ezberimdeki hadisler) zihnimden silindi” diye tekrar etti.
Develi Müftüsü Hacı Numan Efendi bir gün Hacı Zühdü Efendi’yi ziyarete gider. Konu “ölüm korkusu” üzerine gelince; “İmansız ölmekten korkuyorum” diyen Müftü Efendi’ye Hacı Zühdü Efendi’nin cevabı “Be mübarek adam, ömrünü ilim uğrunda harcamışsın ne korkuyorsun. İnsan ümit ve korku arasına yaşamalı sözü boşuna söylenmemiş. Mümin hayatı boyunca olduğu gibi ölürken de ümit ve korku arasında bulunmalı. Enes’in (ö. 93/711) rivayetine göre Peygamberimiz ölüm döşeğindeki bir gencin yanına varıp kendini nasıl hissediyorsun diye sorunca genç; ‘Ya Resulullah, Allah’ın rahmetini ümit ediyor, günahlarımdan da korkuyorum.’ diye cevap verir. Bunun üzerine Resulullah ‘Bu iki duygu böyle bir anda bir kulun kalbinde toplanırsa, Allah ona umduğunu verir, korktuğundan emin kılar’ buyurur.”

Hacı Zühdü Efendi “gazi-şehid” olmanın üstünlüğünün tartışıldığı ilmî bir sohbette şehadetin üstünlüğünü savundu. O memur maaşı olmayan âlimlere bağlanan “Müstahıkkın-i İlmiye” tertibinden maaş almaktaydı.
1945 senesinde 9 Şubat Cuma günü 85 yaşında dar-ı bekaya teşrif buyurmuşlardır. Vefatı sırasında binlerce Kayseri halkının elleri üzerinde, öğleden ikindiye kadar devam eden cenaze merasimimde, tam ikindi ezanı okunurken, Seyyid Burhaneddin Türbesi’nin kıble tarafında Kalemkırdı Camisi’nin 50 metre mesafe batısında, açık bulunan kabri şeriflerine, daha önce vefat eden kardeşi Mustafa Efendi’nin (ö. 1932) yanına defnedilmiştir. Cenaze namazı çok kalabalıktı. Bu onun âlim kişiliği ve halk tarafından çok sevildiğini gösterir. Kayseri Müftüsü Abdullah Develioğlu’nun cenaze namazını kıldırdıktan sonra yaptığı konuşmada “Bugün iki bin hadisi toprağa gömüyoruz. Âlimin ölümü âlemin ölümüdür.” sözü hafızalarda kalmıştır. “Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak Kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp, cennete konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Bu dünya hayatı ise aldanma metaından başka bir şey değildir.”
Kab b. Züheyr doğru söylemiştir: “Her annenin dünyaya getirdiği kişi sağlık ve esenlik içinde olsa da bir gün mutlaka kambur tahta bir kutuyla taşınacaktır.” Hacı Zühdü Efendi arkasında salih evlad, faydalı ilim ve sadakayı cariye bırakmıştır
Hacı Zühdü Efendi’nin vaiz olması nedeniyle, zamanın Diyanet İşleri Başkanı Şerafeddin Yaltkaya (ö. 1947) vefatının ardından bir taziye mesajı göndermiştir. Hâlen Kayseri Kocasinan’a bağlı Mevlana Mahallesi’nde adına “Hacı Zühdü Efendi Sokağı” bulunmaktadır. Vaizler sözlü kültürü önemsediklerinden dolayı bilinen bir eseri yoktur.



