Kültür - Sanat

Sarayın sadakat sembolü: Kethüdâ Canfedâ Hatun

Sarayın sadakat sembolü

III. Murat’ın annesi Nurbânû Sultan’ın cariyelerinden olup “Kethüdâ Kadın” olarak da anılan Canfedâ Hatun, kabiliyeti ve iyi huyu sayesinde diğer cariyeler arasında ön plana çıkmıştır. Kısa zamanda ise Nurbânû Sultan’ın en gözde cariyesi olmuştur. Canfedâ Hatun’un doğum ve ölüm tarihleri hakkında net bir bilgi bulunamamaktadır. III. Murat’ın saltanatının başlarında haremde ciddi bir güç mücadelesi vardır. Haremin içinde etkili ve birbirine rakip olan iki taraftan birisini Nurbânû ve İsmihan Sultan ile Canfedâ Hatun, ötekini ise tek başına Haseki Safiye Sultan oluşturmaktadır. Böylece bu dönemde Canfedâ Hatun sarayın dört güçlü kadınından birisi durumuna gelmiştir ve Harem-i Hümayun kethüdâsı mevkiine geldikten sonra da bütün haseki ve cariyelerden sorumlu yönetici olmuştur. Sultanın ailesinden veya kadınlarından olmayan Canfedâ Hatun, resmi belgelerde bu unvanla anılan ilk kadındır. Harem-i Hümayun’da 1583’te Nurbanu Sultan’ın vefatıyla öne çıkmıştır. Nurbânu Sultan, ölümü sırasında oğlu III. Murat’a, kendisinden sonra her bakımdan Canfedâ Hatun’a güvenmesini söylemişt böylece Nurbânû Sultan’ın ölümünden sonra nüfuzu daha da artan Canfedâ Hatun kısa sürede III. Murad’ın eşi Safiye Sultan’ın da güvenini kazanmıştır.

İlk kethüdâ: Canfeda Hatun

Kethüdâ olmak 17. Yüzyıl Osmanlı sarayında Sultan ile hiçbir kan bağı olmadığı hâlde resmi kayıtlarda aileden sayılmaktır. Bu durum kişinin geçimini ve ihtiyaçlarını hazineden karşıladığı anlamına gelir. Zira kethüdâların mevkileri sarayda ciddi ehemmiyetli bir konumdur. Kethüdâlar, hanedan ailelerinin düğünlerini düzenler, bayram merasimlerini organize ederler ve görevlerinin büyüklüğüne göre gümüş asa taşıyarak konumlarını belli ederlerdi. Ne yazık ki Canfeda Hatun, nüfuzunun en yüksekte olduğu bir dönemde kardeşi Deli (Divane) İbrahim Paşa’nın başarısız icraatı ile karşı karşıya kalmış, o sırada Diyarbakır Beylerbeyi olarak görev yapan İbrahim Paşa, kötü yönetimi yüzünden halkın şikâyetiyle görevinden alınmış ve hapsedilmiştir. Canfedâ Hatun ise kardeşini yalnız bırakmamış, onun temize çıkması ve yeniden görevine iadesi için nüfuzunu kullanmaktan çekinmemiştir. Bütün başarısızlığına karşın İbrahim Paşa, Canfeda Hatunun girişimleri ve III. Murat’a sunduğu değerli hediyeler sayesinde görevine dönmüştür.

Canfedâ Hatun’un bu olaydan başka birçok önemli olayda da etkili olduğu bilinmekteydi. 1593 tarihinde Yeniçeri ile Sipahiye ulufesinin dağıtılması sırasında paranın yetişmemesi yüzünden sipahilere eksik ödeme yapılması isyana yol açmıştı. İsyancılar, Sadrazam Siyavuş Paşa ve Başdefterdar Emîr Paşa ile birlikte harem kethüdâsı Canfedâ Hatun’un da kendilerine teslim edilmesini istemiş ancak uzun mücadelelerden sonra padişah ve saray halkının sert tutumu ile olay yatıştırılmıştı.

III. Murat’ın ölümünde geleneğe uygun olarak Vâlide Sultan dışındaki harem halkı Eski Saray’a nakledilirken artık yaşlanan ve nüfuzu azalan Canfedâ Hatun’da Eski Saray’a gitmiştir. Hayatının bundan sonraki döneminde orada oturan kızların gelin edilmesiyle uğraşan Canfedâ Hatun’a III. Mehmet döneminde 100 akçe ulûfe ile daha başka tahsisatlar da bulunulmuştu. Cömertliğiyle tanınan Canfedâ Hatun’un bir ara para sıkıntısı çektiğini haber alan padişah ulûfesini 200 akçeye, yıllık tahsisatını da sekiz kata çıkarmıştı.

Hayır ehli bir saray hanımı

Fakat Canfedâ Hatunu unutulmaz kılan ne aldığı ulufeler ne de yaptığı saray görevleridir. Onu hatırlı kılan nerede harabe olmuş bir mescit görse onu yeniden imar ettirişidir. Nerede bir dara düşen görse elinden tutuşudur. Canfedâ Hatun’un İstanbul ve çevresinde çeşitli hayır eserleri bulunmaktadır. İstanbul’un Karagümrük (Gümrükhane) semtinde Çukurbostan yakınında, harap durumdaki bir mescidi ihya ederek cami durumuna getirmiştir. Ayrıca Saraçhane yakınında bir sebil yaptırmış, karşısındaki bir mescidi de tamir ettirmiştir. “Sâhib-i sebil ruhuna içip de Fâtiha” mısrası ile tarih düşürülen bu sebil ve mescit için iki milyon akçe sarf ettiği kaydedilmektedir. Sebilin açılışında 180 kıymetli serâser, atlas ve kemhâ[1] dağıtılmıştır. Canfedâ Hatun’un Beykoz Akbaba’da ve başka yerlerde de çeşitli hayır işleri vardır. Kocaeli’nin İzmit ilçesinde saray mensuplarının, Osmanlı zamanında devlette önemli işler yapan kadınların, yerel yöneticilerin ve halkın yaptırmış olduğu çeşmeler bulunuyor. İzmit çeşmeleri içerisinde ayrı bir önemi olan yapıda, Tarihi Orhan Camii karşısında bulunan Canfedâ Kethüda Hâtun Çeşmesi, Canfedâ Hâtunun kendisi tarafından yaptırılmıştır. Kocaeli’de dâhil olmak üzere, İstanbul Karagümrük Kethüdâ Kadın Camii, İzmit Kilez Deresi Kız Köprüsü gibi yerlerde de hayratı bulunmaktadır.

Dirayetli bir insan olan, aynı zamanda dindarlığı ile de tanınan Canfedâ Hatun, zaman zaman sahip olduğu nüfuz ve iktidardan yararlanmış ve pek çok olayda bu iktidar ve nüfuzu etkili olmuştur. Etkilediği hayatlar ve yaptığı hayırlarla adı asırları aşan ve yaşamı ile herkese örnek olan Canfedâ Hatun herkes tarafından sevilen bir hanımdı. Nitekim döneminin içinde devletin ileri gelenlerini çeşitli vesilelerle ağır bir dille eleştiren Gelibolulu Âlî, Canfedâ Hatun’dan büyük bir övgüyle söz etmektedir. Harem Kethüdalığı yapan Kethüdâ Canfedâ Hatun, vefatından sonra Eyüp Sultan Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Kübra Nur Kapçık

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi • TARİH

Hüma dergisi, 21. sayı


[1] İpek kumaş

Kaynak

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu