Kültür - Sanat

Savaşın ve kara kışın ortasında ailesinden ayrı düşmüş iki kardeş: Kardeşimin Koruyucusu

Kuzey Kore, 1950:
İzinsiz seyahat etmek yok.
Yöneticileri eleştirmek yok.
Sloganları tekrar et!
Komşularına güvenme!
Fikrini dile getirme!
İzleniyorsun!

“Kardeşimin Koruyucusu, savaş çocuklarının yaşadığı zorlukları ve onların mücadelesini anlatan kitapların yanına muhteşem bir ekleme olacak.”

Yazarın notu

Kardeşimin Koruyucusu, özünde büyük ihtimalle sizin ailenizin hikâyesinden pek de farklı olmayan bir aile hikâyesi. Sora, Kuzey Kore’de giderek artan baskıcı rejimin hâkim olduğu bir ortamda kardeşleriyle rekabet sorunları yaşadı, fazlasıyla titiz bir anneyle ve günlük hayattaki iletişim sorunlarıyla başa çıkmaya çalıştı. Kore Savaşı’ndan kaçan çoğu sığınmacı gibi hem kendisinin hem ailesinin özgürlüğü için şefkat ve cesaretle mücadele etti, daha iyi bir gelecek umudundan asla vazgeçmedi.

Bu kitapta anlatılan hikâye kurmaca olsa da Sora’nın yolculuğunda yaşanmış olayların büyük bir kısmı tarihte gerçekleşti. Şehirler bombalandı, sığınmacılar yıkılmış köprülere tırmandı, tekneler battı, donmuş nehirler köprü olarak kullanıldı, İmjin Nehri’nde sığınmacılara ateş açıldı, karton kutulardan evler yapıldı, sığınmacılar terk edilmiş evlere sığındı. Gyeongbu Tren Hattı’nda Busan’a yapılan talihsiz tren yolculuğu, trenin çatısından düşen yolcuların ölümleri de gerçekten yaşanan olaylar arasındadır.

Bu kitap için yapılan araştırmaların çoğu, John Rich’in Korean War in Color: A Correspondent’s Retrospective on a Forgotten War adlı kitabındaki röportajlara, anılara, metinlere ve ender rastlanan renkli fotoğraflara dayanmaktadır. Bu hikâye, kısmen, Kuzey Kore’de savaşın başladığı yıllarda on beş yaşında olan annemin yaşadığı olaylara dayanıyor.

Sora gibi annemin de devlete karşı suç işlediği gerekçesiyle infaz edilen bir yakını var. Annem de üniversiteye gitmek istediği hâlde kız çocuğu olduğu için bazı engellerle karşılaştı. Kasım ayının soğuk bir gecesinde Kuzey Kore’den kaçtı, bir tepenin bombalanmasının ardından ailesinden ayrı düştü ve bu süre içinde yanında olan erkek kardeşleriyle ilgilendi. Kaesong ve Seul’den geçip yüzlerce sığınmacıyla birlikte trene binerek Busan’a gitti. Amerika Birleşik Devletleri’ne göç etmeden önce yıllarca Busan’da bir sığınmacı olarak yaşadı.

Sora’dan farklı olarak altı çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğuydu (İki abisi, iki erkek kardeşi ve küçük bir kız kardeşi vardı.). Erkek kardeşi hayatını kaybetmedi. Annem, ülke sınırları içindeki nehirleri değil, Sarıdeniz’i geçti. Küçük bir köyde bir çiftçinin değil, Pyongyang’daki bir lise müdürünün kızıydı.

Annem, Busan’a yaptığı yolculukta ve bu yolculuğun sonrasında bir sığınmacı olarak büyük zorluklar yaşadı. Sora’nın kendisi, ailesi ve arkadaşları aracılığıyla öncelikle annemin yaşadıklarına dayanarak- hayatta kalan farklı sığınmacıların deneyimlerini aktaran bir hikâye yazdım.

Tarihsel gerçeklere bağlı kalmaya özen göstersem de Youngsoo’nun Sonyondan Kulübü’ne katılabilmesi için -edebiyatın özgürlük alanından faydalanarak- asgari yaşsınırını ondan sekize indirdim. Hikâyenin başında yer verdiğim ve Youngsoo’nun geç kaldığı Komünist Gençlik Kulübü toplantılarının pazar günü yapılmasının nedeni, özellikle dindar ailelerin ortaokul ve lise çağındaki çocuklarının kiliseye gitmesini engellemekti. Savaşın başlangıcı olan 25 Haziran 1950 tarihinin yağmurlu bir pazar günü olduğundan hikâyede bahsetmedim. Son olarak, Sora’nın bindiği tren aslında Seul’den ayrılan son tren değildi.

Kore Savaşı, üç ila dört milyon can kaybıyla sonuçlandı. Kuzey ve Güney Kore, taraflar arasında bir barış anlaşması imzalanmadığı için bugün teknik olarak hâlâ savaştadır. Çatışmalar, 27 Temmuz 1953’te ateşkes ilan eden bir anlaşmayla sona ermiş olsa da taraflardan herhangi biri savaşı kazanmamıştır. Güney Kore ve Kuzey Kore arasındaki gerginlik ise altmış yılı aşkın bir süredir devam etmektedir. Kim ailesi gibi savaş nedeniyle parçalanan ailelerin, Kuzey Kore’de iletişimin sıkı bir şekilde kontrol altına alınmasının da etkisiyle bir daha birbirlerinden haber alamamaları az rastlanan bir durum değildi.

Kore Savaşı, Amerikan tarihinde “Unutulan Savaş” olarak yer alıyor. İkinci Dünya Savaşı ve Vietnam Savaşı arasında sıkışan ve uzak okyanusta pek bilinmeyen küçük bir yarımadada gerçekleşen bu çatışma dikkatlerden kaçmış, üzerinden kısa bir süre geçtikten sonra bu savaşın nedeni bile unutulmuştur.

Savaştan yaklaşık elli yıl sonra, Amerika Birleşik Devletleri’nin farklı bölgelerinde Kore Savaşı gazilerini onurlandıran anıtlar dikilmeye başladı. Özgürlük uğruna savaşarak çok şey feda eden askerlere büyük minnettarlık duyuyorum. Onların cesareti olmasaydı annem hayatını komünist bir rejimin diktatörlüğü altında geçirmek zorunda kalacaktı.

Kore Savaşı’nı anmaya yönelik eylemler devam ederken sığınmacıların cesaret, sevgi ve umut dolu hikâyeleri çoğunlukla gölgede kaldı. Aynı sular yeryüzünde dolaşıp her kıyıya vururken bizler de insanlığın ortak paydasında buluşuyoruz. Gelin, bu suların anlattığı hikâyeleri dinleyelim ve onları asla unutmayalım.

Kore Savaşı Kronolojisi

Japonya hâkimiyeti altındaki Kore

1910-1945

Japonya, Kore’yi ilhak etti, okullarda ve halka açık alanlarda Korece konuşulmasını yasaklayarak Kore kültürünü yok etmeye çalıştı. Yeni yasalar uyarınca Korelilerin isimleri, Japon isimleriyle değiştirildi.

Kore’nin Potsdam Konferansı’nda bölünmesi

Temmuz – Ağustos 1945

Almanya, Sovyetler Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri, Potsdam şehrinde bir araya geldiler ve olası bir müttefik zaferinin sonrasında Kore Yarımadası’nı 38. paralelde geçici olarak bölmeye karar verdiler. Sovyetler, ülkenin kuzeyini, Amerika Birleşik Devletleri ülkenin güneyini işgal etti.

V-J Günü

15 Ağustos 1945

Japonya, (Amerika Birleşik Devletleri, Sovyetler Birliği, Büyük Britanya, Fransa ve Çin başta olmak üzere) Müttefik Kuvvetleri’ne teslim oldu ve İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle birlikte Japonya’nın Kore üzerindeki otuz beş yıllık sömürge yönetimi sona erdi.

Sovyetler Birliği’nin İkinci Dünya Savaşı sonrasında Kuzey Kore’yi işgali

26 Ağustos 1945

Japonya’nın yarımadadan çıkarılmasından kısa bir süre sonra Sovyetler Birliği, Kuzey Kore’yi resmen işgal ederek ülkede komünist bir rejim kurdu.

ABD’nin İkinci Dünya Savaşı sonrasında Güney Kore’yi işgali

8 Eylül 1945

Amerika Birleşik Devletleri, Güney Kore’ye girerek 38. paralelin altındaki bölgede demokratik bir yönetim kurulmasını sağladı. Bu tarih, savaş sonrasındaki üç yıllık işgalin başlangıcı oldu.

Syngman Rhee’nin Güney Kore’nin ilk cumhurbaşkanı olarak seçilmesi

1948

İlk Cumhurbaşkanı Syngman Rhee’nin seçilmesiyle Güney Kore, Kore Cumhuriyeti adıyla resmen kurulmuş oldu.

Kim Il-sung’un Kuzey Kore’nin lideri olarak atanması

1948

Kuzey Kore, komünist rejimin lideri Kim Il-sung’un atanmasıyla Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti adıyla kuruldu.

Kore Savaşı’nın başlaması

25 Haziran 1950

Kuzey Kore birlikleri, Kore Yarımadası’nın tamamını komünist yönetim altında birleştirmek amacıyla 38. paraleli geçerek Güney Kore’yi işgal etti.

ABD’nin savaşa girmesi

27 Haziran 1950

Amerika Birleşik Devletleri ve BM üyesi bazı ülkeler, Güney Kore’yi savunmak, Sovyet etkisinin ve komünizmin yayılmasını durdurmak için güçlerini birleştirdi.

Kuzey Kore’nin Seul’ü ele geçirmesi

28 Haziran 1950

Savaşın başlamasından üç gün sonra Kuzey Kore kuvvetleri, Güney Kore’nin başkenti Seul’ü ele geçirdi.

Busan Çevre Savaşı

4 Ağustos 1950-18 Eylül 1950

Kuzey Kore kuvvetleri, yarımadanın yaklaşık yüzde doksanını ele geçirerek ABD ve BM kuvvetlerini güneydeki liman kenti Busan’dan 225 kilometre geri püskürttü.

Inchon’da General MacArthur

15 Eylül 1950

Amerikalı General Douglas MacArthur, Güney Kore’deki Inchon kentinin batı limanına, Kuzey Kore destek hatlarının önünü kesen bir saldırı gerçekleştirdi. Hem karadan hem denizden yapılan bu sürpriz karşı saldırı, Kuzey Kore birliklerini Busan çevre sahasından geri çekilmeye zorladı.

BM güçlerinin Seul’ü geri alması

16-29 Eylül 1950

Amerika Birleşik Devletleri’ne ait kolordu ve deniz piyadeleri, Inchon’daki başarının ardından farklı bölgelerde başlayan stratejik ilerleyişlerine devam ettiler. Kuzey ordularını Busan çevre sahasından Han Nehri’nin kuzeydoğusuna ve Inchon’un doğusuna iterek Seul’ü almak için Güney Kore ordusuyla birleştiler.

ABD’nin Pyongyang’i alması

19 Ekim 1950

General MacArthur, Kuzey Kore’nin geri püskürtülmesinden yararlanıp kuzeye doğru ilerlemeye devam ederek Pyongyang’ı ele geçirdi.

“Noel’de evde olacağız”

24 Kasım 1950

ABD ordusu, General MacArthur’un emriyle Kuzey Kore ve Çin sınırındaki Yalu Nehri’ne kadar ilerledi. Kore Savaşı’nı kazanacağından emin olan general, birliklerine “Noel’de evde olacağız.” dedi.

Çin’in savaşa girmesi

Kasım 1950

ABD birliklerinin sınırlarına yaklaşmasından çekinen Çin, Kuzey Kore’nin müttefiki olarak savaşa girerek Amerika’ya karşı güçlü bir karşı saldırı başlattı.

Komünist birliklerin Seul’ü geri alması

4 Ocak 1951

BM ve Güney Kore güçleri geri çekilirken 38. paralelin altındaki çatışmalar yoğunlaştı. Çin birliklerinin yardımıyla komünistler, Seul’ü yeniden ele geçirdi. Bu tarihten sonra Kuzey Koreli sığınmacılar artık Güney Kore’ye giremedi, gelenler geri gönderildi.

BM kuvvetlerinin Seul’ü geri alması

14 Mart 1951

Amerikalı General Matthew Ridgway ve Güney Koreli General Lee Hong Sun, Ripper Operasyonu olarak da bilinen Dördüncü Seul Çatışması’nda BM kuvvetlerine liderlik etti. BM birlikleri, doğudan Seul’e hareket ederek komünist birlikleri kuzeye doğru püskürttü. Çatışma, Seul’ün savaşta dördüncü ve son kez el değiştirmesiyle sonuçlandı.

Savaşın açmaza girmesi

Haziran 1951- Temmuz 1953

Çin’in büyük ordusu BM güçleriyle mücadele ederken savaş açmaza girdi. Kore Savaşı’nın bu son aşamasında, her iki taraf da savaşın ilk yılında görülen etkili hücumları gerçekleştiremediği için çatışmalar 38. paralelin etrafında yoğunlaştı. Ateşkes görüşmelerinin başlangıcı olsa da bu dönem, büyük kayıplara ve savaşın en kanlı çatışmalarına sahne oldu.

Ateşkes anlaşmasının imzalanması

27 Temmuz 1953

Bir yıllık kanlı savaşın ve iki yıl süren galibiyetsiz dönemin ardından, savaşın başlıca destekçileri (Çin, Sovyetler Birliği, Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşmiş Milletler), tarafların topyekûn bir zafer arayışının küresel boyutta bir çatışmaya ve yeni bir dünya savaşına neden olacağına karar verdiler. Bunun üzerine, savaşın galibiyetsiz sonuçlandığını ilan eden Kore Ateşkes Anlaşması imzalandı. Askerden arındırılmış bir bölge oluşturuldu ve 38. paralel iki ülkeyi kalıcı olarak birbirinden ayıran sınır oldu. Daha önce Güney Kore’nin bir parçası olan Kaesong, anlaşmayla birlikte Güney Kore’den alınıp Kuzey Kore’ye verilen tek büyük şehirdir. Bu tarihten sonra herhangi bir barış anlaşması imzalanmamıştır.

Kaynak

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
All Pages