Kültür - Sanat

Marx hırsız mı, ne kadar?

Malumunuz efendim Karl Marx adında mühim bir amca var. Hakkında denilmedik şey bırakılmamış, ömrünün bahar kısmı da dahil her ânı ayrı bir merakla didiklenmiş, dünyanın bir dönemine şekil verdiğine ve kendisinden sonraki vakitleri de etkilediğine inanılmış, evde sokakta kahvede büroda okulda otobüste kendisinden söz açtığınızda karşınızdaki zât-ı muhteremin hakkında mutlaka birkaç kelâm edeceği adamlardan biri Marx. Şimdi hayal edince, yahu bu adam sürekli harıl harıl yazmaktan okumaktan mücadele etmekten, yemek yemeye yıkanmaya zevcesi ile gezmeye dahi vakit bulamayan, iş günlerinden arta kalan hafta sonlarını çocukları ile değil de işçileriyle geçiren bir sakallı amca mıdır, diye sormadan edemiyor insan.

Uyanın Komünistler!

Soru sormak mübarek bir iştir, sordum ki cevap verildi işte: İzdiham dergisi’nin 5. sayısında ağırlıklı olarak gâvurlardan oluşan entelektüeller mevzûna değiniliyor, Türkçe söylersek: zülf-i yâre dokunuluyor. Derginin yazarlarından Bilal Can da meselenin Marx kısmını benim gibi merak ettiğinden olsa gerek, atak davranıp araştırmış okumuş ve de oturup çizmiş. Ortaya şahane bir Marx portresi çıkmış. Ne diyor Bilal efendi? ‘‘Uyanın komünistler, size yalan söyledi!’’ diyerek söze başlıyoruz. Marx, bir Yahudi, onun hakkında yazanlara göre. Yahudilerin çok çocuk yaptıkları bilinen bir gerçekmiş ve biz de Marx’ın 13 yaşına değin okula gitmediği çocukluğunu yedi kardeş ile geçirmesini böylece açıklığa kavuşturalım. ‘‘Yaşarken pek değeri olmayan bir tipe sahip olan Marx, öldükten sonra sıfatı unutulduğu için değer kazanmıştır.’’ diyor yazar. Rusya’da ekim Devrimi’nin sonuçları açıklığa düştüğünde Marx’ın düşüncesinin ne etkiler ortaya çıkardığını, yorumlamaya açık olan fikirleri üzerinden ortaya Leninizm, Maoizm gibi ‘Marksist embriyolar’ doğduğunu, Alman yazarlar arasında ‘en iyi alçak’ olarak isimlendirildiğini birer birer anlatıyor Bilal Can ve geliyor mühim meseleye.

O bir hırsız!

Marx’ın birçok düşüncesinin, sözünün, teorisinin çalıntı olduğu anlatılıyor, yazının başlığı da bunun işaret fişeği zaten: O bir Hırsız: Marx. ‘‘Birçok düşünürden etkilenen Marx, Kapital’i yazarken de yine bu etkilendiği düşünürlerin fikirlerini yorumlayarak bölük pörçük bir biçimde dillendirmiştir Das Kapital’de. Suç ortağı ve yakın arkadaşı Engels ile birlikte. Bir bütünlük arz etmediği ortadadır. Kısa kısa denemeler halinde sıralanan bu eser çok ses getirse de aslında o kadar büyük sesli harflerle yazılmamıştır.’’ Peki kim bu bir çok düşünür? ‘‘Hegel’in diyalektik metodu ve tarih anlayışı başta olmak üzere, Adam Smith, David Ricardo ve Jean-Jacques Rousseau etkilendiği başlıca kişilerdir. Ama bunlardan en baskını Rousseau olarak gözüküyor. Çünkü Das Kapital’deki çoğu fikir Rousseau’nun fikirleriyle aynı kapıya çıkmaktadır.’’

İşçiler, zincir, afyon ve iki Karl

‘‘Hiçbir zaman doğru dürüst çalışmadığı için liberaller tarafından eleştirilmiştir. Ailesinin varlıklı olması onu biraz ayakta tutmuştur. Ama hazıra dağ dayanmadığı için evlendikten sonra sefil bir hale düşmüştür. Ancak Engels ile tanıştıktan sonra, onun yardımıyla biraz ayakta durabilmiştir.’’ Hep fakir çocukları mı bu badireleri yaşar, zengin çocuklarına neden olmuyor bunlar, sorularına bir cevap da yukarıda alıntıladığım satırlardan işte: Komünizmin fikir babalığını yapmanız için bile varlıklı bir aileye sahip olup, dağ dayanmayan bir ‘hazır’ınızın olması gerekir, yoksa evet, badireler hep sizi bulacak, elin çocukları ‘refah’ içre komünistlik yapabileceklerdir. İşçiler de varsın fabrika törpüsü olsun. Ne diyorduk, intihal, çalıntı. Marx’ın söylediği sözlerin çoğu aslında başkalarına aitmiş, somut örneklerimiz var: ‘‘Din bir afyondur! sözü Hainne’ye ait olup patent hakkı vardır. Herkes kullanabilir bunu ama sahibinden başkasının adına mal edilemez. Kul hakkına girer bu. Telif haklarına karşı suç işlemiş olursunuz. Ayıp bir şey olarak efsaneleşir. Yakışık almaz.’’ Bir de daha meşhur bir sözü var Marx’ın, o derece meşhur ki S.S.C.B.’nin resmî sloganıydı ve armasının etrafındaki kırmızı kurdelede bu söz yazıyordu, tabi ki Rusça olarak: Пролетарии всех стран, соединяйтесь!  Kiminmiş peki bu Bütün ülkelerin işçileri, birleşin! sözü? Marx’ın bir adaşının: Karl Schapper’ın. [1812-1870]. Bilal Can’a acizane şöyle bir katkım olursa kendimi bahtiyar hissedeceğim: ‘İşçilerin zincirlerinden başka kaybedecekleri bir şeyleri yoktur!’ cümlesinin de Fransız devrimi eylemcilerinden Jean-Paul Marat’e ait olduğu söylenegelmektedir.

Das Kapital’i hayatında ilk olarak Ahmet Kaya’nın Bir acayip adam şarkısında duyanlara, ömrünü komünizme adayanlara ve Marx’ı Suavi’ye benzetenlere arz olunur.

M. Fatih Kutan hayretle bildirdi!

Kaynak

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu