İran’da bir Selçuklu şaheseri: Mescid-i Cuma

Büyük Selçuklu Devleti sadece kendi dönemine değil, kendinden sonraki yüzyıllara da ilham kaynağı oldu. Büyük Selçuklular’a Rey, Nişabur ve İsfahan başkentlik yaptı. Ancak bunlar arasında mimari ve kültürel alanda en belirleyici olan kent İsfahan‘dı.
İsfahan’da Selçuklu mimarisinin simgesi olan Mescid-i Cuma Camii, İran İslam mimarisinin kendisinden en çok etkilendiği yapıların başında geliyor. 1072 – 1092 yılları arasında Melikşah döneminde inşa edilen cami, daha sonraki eklemeler nedeniyle Selçuklu mimari tarzının yanısıra, Moğol ve Safevi izlerini de taşıyor. Mihrap önü kubbeli, dört eyvanlı avlulu bir mimariye sahip.
Caminin geçmişi ise 8. yüzyıla dayanıyor. Bugün caminin bulunduğu alanda hicri ikinci yüzyılda, Arap Tayran kabilesi tarafından yaptırılan bir cami bulunuyordu. Selçuklular döneminde ise, hâlâ ayakta olan Mescid-i Cuma Camii yapıldı.
Caminin içi de ayrı bir güzelliğe sahip
Eyvanlı, büyük açık avlu tarzı, İran’ın yanısıra Orta Asya’daki camilerde de rastlanan bir gelenek oldu. Cami içerisinde üzerlerinde kubbelerin yer aldığı sütunlar var. Kubbeler inşa edilirken her birinin farklı bir şekilde yapılmasına özen gösterilmiş. Kimisi baklava deseninde, kimisi kare şeklinde, ancak her biri farklı bir geometrik motife sahip.
Caminin merkezinde ise büyük kubbe dikkat çekiyor. Bu alanda bir de mihrap bulunuyor. Kerpiç ve tuğlalarla yapılmasına rağmen caminin içi de ayrı bir güzelliğe sahip. Namaz kılınan, ilmi eğitimler verilen, kimi zaman da sohbet edilen kapalı alanlar müzeye dönüştürülmüş durumda. Vaaz kürsüsü gibi eşyalar da burada sergileniyor.
Fatih Sabuncu yazdı



