Kültür - Sanat

İmam idam edilecekti, biliyor musun?

Gazze’de doğmuş bir imam. Bir ufuk önderi. İmam ı Şafi’nin asıl adıyla Muhammed b. İdris’in hayatının ilk yılları zorluklar içinde geçmiş, çünkü daha iki yaşına girmeden babası vefat etmiş. Annesi onu bu hazin olaydan sonra alıp Mekke’ye götürür. Mahrumiyet içinde geçen uzun yıllar onun ilim tahsili konusundaki iştiyakını engelleyemez. Etraftan topladığı kemikleri ve bir devlet dairesindeki atık kâğıtları yazı malzemesi olarak kullanır. Hafızası çok güçlüdür. Kur’an’ı on yaşına ulaşmadan evvel ezberler. On üç yaşından sonra Mescidi-i Haram’da Kur’an okutmaya başlar.

İmam ŞafiiMuvatta’yı ödünç alıp ezberler

Muhammed b. İdris eş-Şafii, Mekke civarındaki kabilelerden Beni Hüzeyl’e katılıp onların şifahi kültürlerini ve örflerini öğrenir. Bu tecrübe, İmam Şafii’nin Arap şiiri, edebiyatı ve tarihine büyük bir merakla yönelmesine ve bunları öğrenmesine vesile olur.

Pek çok hocadan dersler alır. Fakat kendisini en çok etkileyecek isim büyük imam Malik b. Enes’tir. Medine’de ikamet eden Malik b. Enes’in yanına gitmeden önce ödünç aldığı bir nüshadan Muvatta’ı ezberler. Böylece İmam Malik’in vefatına dek devam edecek olan talebelik günleri başlar.

Darağacından son anda kurtulur!

İmam Şafii Hicaz Ekolü denilen Ehl-i Hadis ile Irak Ekolü denilen Ehl-i Re’y’in bir çeşit sentezini yapacak olan isimdir ama bunun için henüz vakit vardır. Şafii, İmam Malik’in vefatından sonra Yemen’e gider. Beş yıl boyunca burada hem bir kamu görevinde bulunur hem de oradaki bazı isimlerden ilim tahsil etmeyi sürdürür. Yemen’de gerçekleşen bir ayaklanmaya katıldığı iddia edilerek tutuklanır ve Harun Reşid’in karşısına çıkarılmak için Rakka’ya götürülür.

İmam ŞafiiRakka’da veya Bağdat’ta göz hapsinde tutulurken Irak Ekolünün o günkü en önemli ismi ve İmam Ebu Hanife’nin halefi Şeybani ile tanışır, O’nun ders halkasına katılır.  İdamdan kurtulmuştur, Harun Reşid onu affedip ödüllendirmiştir. Mekke’ye geri döner. Bundan sonraki yıllarda İmam Şafii ile Şeybani arasında çok verimli tartışmalar gerçekleşir. Bu ilmi tartışmalar bazen Bağdat’ta bazen de Mina’da olmaktadır.

Mısır’da dört verimli yıl

Bağdat’a son gidişinde umduğu huzurlu ortamı bulamayınca Mısır’a gitmeye karar verir. İmam Şafii’nin en verimli yılları, Mısır’da geçirdiği bu dört yıldır. Kavl-i kadim/ mezheb-i kadim geride kalmış müstakil bir müctehid olacağı kavl-i cedid/ mezheb-i cedid dönemi başlamıştır. Fıkhın metodolojisini ortaya koyduğu er-Risale bir ara dönem eseri gibi görünmekle beraber fıkıh usulünde çığır açıcıdır.

İmam ŞafiiMedinelilere ve Iraklılara esaslı eleştiriler!

İmam Şafii Mısır’da artık ehl-i hadisi savunmacı bir şekilde ele almaktan vazgeçer ve hakikat adına hocası Malik b. Enes’i tenkit eder. Aynı zamanda ictihad ve kıyasın ölçüsünü tam olarak ortaya koyamadığını düşündüğü Re’y ekolünün zayıf yönlerini de sistemli bir şekilde eleştirir.

Rehavete kapılmamak için az yemek yiyen, çokça ibadet eden, gecenin bir bölümünü ibadete tahsis eden İmam Şafii yüzüğünün kaşına “Allah, Muhammed b. İdris’in güvencesidir’ ibaresini nakşetmiştir.

Sünnetin tanımını yeniden yapan dilbilimci müctehid!

İlahi hitabın, iradenin sahih bir şekilde anlaşılabilmesi için Arapçanın bütün incelikleriyle bilinmesi gerektiğini söyleyen Şafii’nin, dil konusunda yetkin isimlerden olduğu dilbilimciler tarafından kabul ve teyit edilmiştir. O, Arapçayı bütünüyle ihata edenin sadece Hz. Muhammed (s.a.v) olduğunu söyler. Bununla birlikte Arapça onu konuşanların tamamının bilgisi dâhilindedir. Kur’an, tek tek kişilerin dil düzeyini aşsa bile bütün Arapların dil birikimlerinin dışına taşamaz. Tıpkı bunun gibi Sünnet de bütün âlimlerin bilgisi dâhilindedir, onlara tevdi edilmiştir. Fakat her âlim sünneti tümüyle bilmiyor olabilir.

Ehl-i hadisi ve ehl-i re’yi niçin tenkit etmiştir?

İmam Şafii, sünnetin tanımını yeniden yaparak Hz. Muhammed’in peygamberliği sırasında söylediklerinin ve yaptıklarının sıradan insanların yaptıklarıyla karşılaştırılamayacağına vurgu yapar. Bu yüzden sahabe kavlini ve Medine ehlinin amellerini sünnet sayan İmam Malik’in görüşlerine muhalefet eder. Aynı şekilde istihsânı ve nasla bağı kurulmamış re’yi kullanan Irak-Hanefi ekolünü de eleştirip görüşlerine karşı çıkar.

İmam ŞafiiKelamdan hoşlanmayan İmam

Vahyin bir Müslümanın dünyada ihtiyaç duyacağı tüm çözümleri içerdiğine inanan İmam Şafii, bunların ya nasla açıkça ifade edildiğini veya bu çözümlere kapalı bir şekilde delalet edildiğini söyler. Müctehidin görevi ise, beyan edilen bu veriler arasında kuracağı ilişkilerle ve yapacağı yorumlarla hükümleri keşfetmektir.

Kelamî tartışmalardan kaçınan İmam Şafii, Mutezile’nin benimsediği Kur’an’ın yaratılmışlığı fikrine şiddetle karşı çıkmıştır. Ameli, imanın bir parçası olarak kabul eder ve imanın artıp eksildiğine kanidir.

Çok önemli talebeler yetiştiren İmam Şafii 820 yılında Mısır’da vefat eder ve Karafe’de Beni Abdülhakem Mezarlığı’na defnedilir. Mısır’a giderseniz Kubbet’ül-İmam Şafii’yi ziyaret edin ve ruhuna Fatihalar hediye eyleyin. 

Mustafa Nezihi ‘büyük önderler’ özlemiyle yazdı 

Kaynak

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu