Kültür - Sanat

Farklı devirleri eşzamanlı yaşayabileceğiniz ülke

Fas‘a ister turist olarak ister farklı amaçlarla gidin, hep güler yüzlü Faslılarla karşılaşacağınız aşikâr. Ülkenin temel geçim kaynaklarının ilk sırasında yer alan turizmden elde edilen gelir Faslıların yüzünü güldürmeye yetiyor diyebiliriz. Fas Kralının “yabancı turistlere karşı güler yüzlü olun” talimatı da tabii ki etkili olmuş. Ancak gülen yüzlerin yanı sıra çektiğiniz her kişi veya aktivite karesi için birkaç dirhem bahşiş istenmesi sizi biraz sıkabilir. Turistlerin uğrak yerlerinin başında yer alan “suk” denilen alış veriş sokak ve caddelerinde Fas’a özgü otantik yerel ürünlere ulaşmak mümkün. “Argan yağı” bu ürünlerin başında raflarda sık karşılaşılan bir ürün.

Argan yağına biz erkeklerden önce bayanlar dikkat kesilince, vardır bayanların bir bildiği deyip, nedir bu Argan yağı diye merak ediyoruz tabii. Yalnızca Fas’ın güneybatı bölgesinde Sous Vadisi’nde yetişen bir ağaç türü olan argan ağacında yetişen (Argonia Spinosa) ve kozmetik ve ilaç sanayisinde kullanılan meyvesi, içerdiği zengin E vitamini dolayısıyla özellikle cilt ve saç bakımında oldukça faydalı. Dünyanın değişik bölgelerinde dikimi denenen Argan ağacı Fas’tan başka yerini beğenmemiş ve yüzyıllardır sadece bu toprakları kendine mesken edinmiş. Haziran-Temmuz aylarında toplanan Argan meyvelerinin çekirdekleri ayrıştırılıp taştan yapılan el değirmenlerinde öğütülerek yağı çıkarılıyor. Çeşitli fermente işlemlerinden sonra ister cilt bakımında ister saç bakımında kullanılmak üzere raflarda yerini alır. Hatta çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmak üzere Argan yağına badem, ceviz veya pekmez katılarak hazırlanan ürünlere rastlamak da mümkün.

Assaouira, tabir yerinde ise tam bir sayfiye ve dinlenme yeri

Marakeş’ten sonra Atlas Okyanusu kıyısındaki tatil beldesi Assaouira’ya doğru yola koyulduğunuzda UNESCO tarafından koruma alanı ilan edilen Argan ağaçlarının yetiştiği düzlükleri görmek ve keçilerini ağaçlara tırmandırarak turistlerin ilgilerini çekmeye çalışan çobanlara rastlamak da mümkündür. Yolumuza Argan ağaçları ve Berberi çobanların güttüğü keçi sürüleri eşliğinde devam ederek Assaouira (okunuşu Suveyra) şehrine varıyoruz.

Assaouira, tabir yerinde ise tam bir sayfiye ve dinlenme yeri. Her ülkenin yerli ve yabancı turist çeken popüler şehirlerinin yanısıra sakinliği ve doğallığı ile meraklısının ilgisini çekebilen şehirleri de vardır ya, işte sahip olduğu özellikler itibariyle insana ilham veren Assaouira da böyle bir şehir. Tıpkı Bosna Hersek’te Travnik, İspanya’nın Endülüs bölgesinde Ronda, İtalya’da Floransa, Türkiye’de Safranbolu vb. gibi. Rehberimizden öğrendiğimiz kadarı ile İspanya, İtalya ve Fransa’dan bir çok ünlü yazar, aktör veya sanatçı Assaouira’da senenin belirli günlerinde konaklayarak çalışmalarını yürütürlermiş.

Portekizliler zamanında inşa edilen kalesiyle Fas’ın Atlas Okyanusuna açılan kapısı sayılan Assaouira, otantik ve romantik sayılabilecek bir şehir. Geçmişin tüm ayrıntılarını koruyan, dar sokaklarında oldukça geniş hayal gücüne sahip sanat atölyeleri barındıran, mavi beyaz boyalı evlerinde Arap ve Berberi müzikler eşliğinde zaman yolculuğuna çıkabileceğiniz şehir, dolaşırken sizi telaşa sokmayan bir ferahlık vermektedir.

Canlı kültürel gösteriler neden ülkemizde de yapılmaz?

Gezinin son gecesi Fas’ın tarihi, kültürel ve folklorik özelliklerini renkli gösteri eşliğinde hissedebileceğiniz bir etkinlikle Fas gezisinin sonuna geldik diyen rehberimizin ikazı bizde merak uyandırdı doğrusu. Marakeş’in dışına doğru 11 hektarlık bir alan içinde kurulmuş adeta tarihi bir film platosunu andırır alanda kurulu Chez Ali (Ali’nin Yeri ) kompleksine vardığımızda Berberi savaşçılar atlarının üzerinde bizi karşıladı. Yerel müzik ve halk oyunları eşliğinde geleneksel çadırlardan birine yerleştik ve Fas yemek kültürünün seçkin tatları ikram edilmeye başlandı. Stadyum büyüklüğünde bir alanda atlı göstericiler at üzerinde türlü türlü maharetlerini, patlayan tüfekleri ve ortaya saçılan barut kokusu ile tam bir savaş meydanı havasında tribünlerde izleyenlere gösterdiler. Uçan halı ile havada yapılan gösterilerin ardından, resmigeçit havasında tarihi bir filmin şeridi yavaş yavaş gözler önüne serildi. İhtişamlı bina ve otantik çadırları sadece damak ve göz zevkine hitap etmedi elbette. Mini müzeler ve yerel kültürel – tarihi dekorlarla ziyaretçiler dolaşırken adeta Fas’ın tarihi sürecini hissederek bilgi sahibi oldular.

Hep düşünürdüm neden binlerce yıllık medeniyetlere beşiklik yapmış kendi coğrafyamızda da canlı kültürel gösteriler yapılmaz diye. Dünyada onlarca örneği var oysa. Yabancılar çizgi film karakterlerini bile kullanarak canlı gösteriler ve mekânsal düzenlemeler yaparak turizmlerini canlandırırken, konu ve alan sıkıntısı çekilmesi mümkün olmayan ülkemizde neden böyle bir eğitici, öğretici ve bir o kadar da ilgi çekici organizasyonlar gerçekleştirilmiyor? Oysa Fas’ın Marakeş kırsalında bile düşünülüp uygulanmışken, dünyanın güçlü turizm altyapısı olan ilk beş ülkesi arasındaki ülkemiz, benzer organizasyonları yapmaktan aciz olmamalı diye düşünüyor insan. En azından Selçuklu veya Osmanlı temalı canlı performans gösterileri dizilere hapsolmasın diye düşünerek konuyu yatırımcı ve uzmanlarına havale edip Fas gezimizin sonuna gelelim.

Bizim için Fas

Fas halkı ile tarihsel süreçte çok ciddi kesişmelerimiz olmamış. Osmanlı döneminde Kuzey Afrika ülkeleri arasında Osmanlı tabiiyetine girmemiş tek ülke burası. Buna rağmen ilişkiler her daim samimi ve sıcak tutulmuş. Geçmişte olduğu gibi bugün de Fas’ı ziyaret eden bizlere çok samimi ve sıcak bir ilgi var. Türk olduğumuzu belirtmemizin akabinde kucaklaşma ve karşılıklı dua temennileri mutlaka gerçekleşiyor. Bir Faslı ile selamlaşıp Türk olduğunuzu belirttiğinizde, sizinle yakınlık kuracak çeşitli cümleler veya kelimeleri sıralamaya başlıyorlar. Özellikle İstanbul, futbol takımları, günümüz siyasi liderleri dillerde dolaşan en sık isimlerden bir kaçı diyebiliriz.

Fas’ta dini hayat Maliki mezhebi eksenli ve Kuzey Afrika tasavvufi hareketlerinden etkilenmiş bir durumda. Tüm dünyada olduğu gibi sömürü ve Batılılaşmanın etkisi burada da göze çarpmakta. Futbol hayranlığı hemen her gün akşamüzeri okyanus kıyısında uçsuz bucaksız sahilde oynanan karşılaşmalarla göze çarpmakta. Yeni yeni yapılmaya başlayan AVM’ler ve eğlence merkezleri, bazı Faslıların da dediği gibi kendilerini Batılı hissetmelerine yarayacak gibi.

Çeşitli etnik grupları içinde barındıran, otantik ve fantastik ülke izlenimiyle meraklı yabancı misafiri eksik olmayan, coğrafyasında hâlâ farklı devirleri eş zamanlı yaşayabileceğiniz ülkedir Fas. Her şeyin ötesinde bizim için Fas, ümmet coğrafyasındaki uzak batıda Müslüman kardeşlerimizle kucaklaşmanın, dertleşmenin, bir vücudun parçası olmanın adresidir diyebiliriz. Velhasıl Fas ziyareti size şu sonucu hissettirir: Ümmet coğrafyasında farklı ama bir o kadar benzer olduğumuzu hissedebileceğimiz bir diyarı daha her açıdan tanımış olmak…

Ercan Babacan yazdı

Kaynak

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu