Kültür - Sanat

Büyük önderler devri kapanıyor mu?

Allah’ın selamıyla söze başlayabilmek. Resulullah’a salat u selam getirdikten sonra O’nun sırat-ı müstakim üzere incelikle, güzellikle yaşamasından bahsedebilmek…

Necmettin Erbakan
Necmettin Erbakan

Ebedi yurda göçün düşündürdükleri…

Erbakan Hoca da Hakk’ın çağrısına uyarak aramızdan çekildi. Tıpkı yaşarken hakkında değerlendirmeler yapıldığı gibi vefatından sonra da şahsiyeti ve eylemleri hakkında konuşuluyor, konuşulmaya devam edilecek. Fakat ben burada bu ‘yurt’ değiştirmelerin, göçlerin bana düşündürdüğü daha genel bir mevzudan behsedeceğim. Kabul ettiğimiz İslami yaşama-mücadele biçimini müslümanca bir dille ifade edemiyor oluşumuzdan bahsedeceğim.

Neyi çığırıyoruz, neyi fısıldıyoruz?

Son yıllarda gittikçe artan bir hızla demokrasi, insan hakları, özgürlükler meselesini merkeze alan bir söylemin içine hapsedildik. Galip ve hakim bir anlayışın gizli-açık önkabulüyle konuşmaya başlıyoruz. Kendi kavramlarımıza, yani Kur’an ve Sünnet’in müslüman toplumlarda hükümferma kıldığı o hikmetli sözlere ve söyleme sıra bir türlü gelemiyor. Gelse de cılız ve etkisiz bir şekilde sanki fısıldıyoruz.

Necip Fazıl Kısakürek
Necip Fazıl Kısakürek

Belağat ve cesaret ustaları nerde?

Şunlar söylenebilir: Özellikle tercüme hareketleriyle Türkçe’ye kazandırılan eserlerin etkisi azalmış olduğundan yeni bir dil arayışına girilmiş durumda. Fakat bir Necip Fazıl belagati ve cesareti var mı ortalıkta çınlayan? Ya da bir Elmalılı Hamdi tefekkür derinliği kimde yaşıyor? 

Kendi ıstılahlarımızla düşünmek ve konuşmak

Son bir kaç büyük ismimiz de yaşlandılar ve yakında Rahmet-i Rahman’a kavuşmaları mukadder. Yani kendilerinin müslümanca kurdukları o düşünce ve ifade ediş biçimlerinin etkisi gittikçe azalacak. Dünya-sistemin çok komplike şekillerde yürürlüğe koyarak tüm insanlara benimsetmeye çalıştığı kutsal(!) kavramlara değil, kendi aklımızın-kalbimizin mahsulü kelimelere başvurma cesaretini gösterecek isimlere ihtiyacımız var. 

Sezai Karakoç
Sezai Karakoç

Geniş yürekli imamlara ihtiyacımız var!

Onlar vaaz verecekler. Şiir söyleyecekler. Konuşacaklar. Yürüyecekler. Dua edecekler. Parti kuracaklar. Köleleşmeyeceğimizi haykıracaklar. Fedakarlığı kayıp olarak düşünmeyecekler. Zenginliği kendileri için değil, millet için, ümmet için isteyecekler. Yani komplekssiz,  ihtirassız, tokgözlü, fedakar, geniş yürekli büyük şairlere, düşünürlere, alimlere, siyasetçilere, vaizlere, şeyhlere, cemaat önderlerine ihtiyacımız var.

Beşir ve nezir Nebi’nin varisleri nerde?

Otosansür yapa yapa dilimizi yitirdik. Bu yüzden sahih düşünemiyoruz, doğru yerden başlayamıyoruz bir türlü. Hakikatleri söylemeyi erteleye erteleye Hakikat’ten uzaklaşmadayız gün geçtikçe. Yumuşaklıkla ama değiştirmeden, o etkileyici üslupla uyaracak uyarıcılar lazım bize. Müjdeleyici ve korkutucu Nebi’nin payından hissemize düşenleri bize hatırlatacak hasbi adamlar ve kadınlar gerekiyor.

Bediüzzaman Said Nursi
Bediüzzaman Said Nursi

Toplumun gür ve yüksek seslerle sarsılması gerek!

Türkiye’de böyle güzel insanların yok olduğunu iddia edecek kadar kör değilim. Lakin bu güzel adamlar kitlelerin karşısına çıkmıyor, çıkamıyor. Kendi mütevazı mevzilerinde, köşelerinde ancak arayanların bulabileceği bir gaybubetteler. Oysa toplumun gür ve yüksek seslerle de sarsılması gerekiyor. Küfrün, zulmün, batılın sesinin, görüntüsünün, etkilerinin sorgulanabilmesi için gerekiyor bu sesler.

Şahsında İslam’ın izzet ve vakarını taşıyan bu seslerin sahipleri konuştuklarında; yanlış yolda yürüyenlerin, şüphe içinde kıvrananların, mütereddit ruhların, şaşırmışların bu samimiyet ve tutarlılık kalelerine gıptayla ve utanarak bakmaları için gerekli, bu büyük simalar.

Sınanmanın en zor olduğu bir çağda mı yaşıyoruz?

İçe doğru derinleşmemize, kendimizi daima sorgulamamıza ve durmadan yenilenmemize sebep olacak o ilahi sesler. Aynı zamanda büyük bir merhamet ve affedicilikle dışa doğru korkmadan, çekinmeden, caka satmadan, tekebbüre yeltenmeden yürümemizi sağlayacak o yol göstericiler, rehberler.

Ahir zaman fitnelerinin, ayartıcıların binbir şekle girerek kol gezdiği bu çağda, sınananlar olarak işimizin zor olduğunu iddia edebiliriz. Lakin Allah kimseye taşıyamayacağı yükü yüklemez ve zulmetmez. Her çağın kendine has fitneleri ve sınanma biçimleri vardır. Şu halde çağın üstümüze bambaşka bir şeytanilikle çullandığını söyleyip korkaklık ve pısırıklığa veya saldırganlık ve zalimliğe sığınamayız. Yeniden belirgin bir şekilde imanımızı, kavrayışımızı ve sesimizi sahih kılacak, güçlendirecek kelam-eylem ahengini yakalamak durumundayız vesselam. 

Mustafa Nezihi dua etti

Source link

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu