Müslüman şairin şiir rezervi sonsuzdur


Şiir, malzemesi kelimeler olan bir sanattır. Yani şiir, kelimelerle inşa edilir. Güzel Sanatların ağyarını mani efradını cami bir tarifi yoktur; onu ancak eserinden tanırız. İnsanoğlu dilin, yani lisanın kabına sığdıramadığı duygu ve düşüncelerini sanatın diliyle ifade etmeye çalışır. Bunlar resim, müzik, dans, şiir gibi sanatlardır. Hepsi güzel ifadeyi ararlar. Ressam kendini renk ve şekillerle, müzisyen seslerle, mimar istifle, balerin hareketlerle ifade eder. Güzel sanatların içinde şiirin bir ayrıcalığı vardır; o lisana dayalı, malzemesi kelimeler olan bir sanat olduğu için ifade gücü en aşkın (transandant) bir sanattır. Kelimeler de seslerden oluştuğu için şair yerine göre müziğin kelimelerle gücünden yararlanır. Yerine göre kelime tablolar çizerek, resmin sunduğu imkânı eserinde kullanır.
Evrende her şeyin, her nesnenin her eylemin, her duygunun kısacası her olgunun bir ismi vardır; bu da kelimedir. Şiirin malzemesi de kelime olduğu için şair sınırlı da olsa diğer sanatların ifade gücünden yararlanma imkânı bulur. Tesbih, telmih, tenakuz, tecahül vesaire gibi edebi sanatla normal dilin ifade sınırlarını zorlar. Değişik imajlarla, hayallerle anlatılamayanı anlatmaya, en azından sezdirmeye çalışır. Şair olabilmenin kalıcı şair olabilmenin vazgeçilmeyecek şartı özge bir şiir diline ulaşmaktır.
Elbette şiirden yalnızca şiir beklememiz gerekir yani aşkın bir ifade!
Günümüz insanının çağdaş Müslüman şairden yalnızca şiir beklemesi iktiza eder.
Günümüz Müslüman şairlerinin ilham kaynağı diğer insanların ilham kaynağından ayrı düşünülmemelidir. Yaratıcı, insan, tabiat, aşk, ölüm, korku, vesaire vesaire… Müslüman şairin şiir damarları elbette inandığı kutsal metinlere, öz tarihe, öz toprağına (vatan), milli hasletlerine (millet) ve inanç dünyasına (din) uzanmalıdır. Müslüman şairlerin şiir rezervi diğerlerinden daha fazladır, yani sonsuzdur. Çünkü ebediyeti kucaklayanlar ancak Müslümanlardır.
Bir şairin İstanbul’da yaşaması ile taşrada yaşaması arasında şiirsel yönden bir fark düşünemiyorum. Bazı şairler İstanbul’da ikamet eder (benim gibi) İstanbul’u heceleyemez, bazısı taşrada ikamet eder İstanbul’u ezbere okur. İstanbul’u yaşamak İstanbul’da ikamet etmek anlamına gelmez.
İstanbul elbette insanoğlunun ortaya koyduğu bütün medeni unsurları içinde toplayan bir dünya başkentidir. Ne mutlu onu okuyabilene, ister içinden, ister dışından, fark etmez!
Günümüz Türk Şiirinin vüsati, derinliği, imaj zenginliği hakkında tam bir bilgi edinmek isteyenler Sezai Karakoç’u okusunlar. Sezai Karakoç şiirimize yeni bir ufuk açmıştır.
Her şiirin ayrı teması vardır. Ayrıca şairlerde ağır basan temalar vardır. Şiir sosyal içerikli de olabilir, hamasi de olabilir. Ne bileyim her tür şiir olabilir. Yeter ki hakkı verilsin. Eh… Fili tuttuğu yerine göre tarif edenler her zaman oluyor.
Erdem Beyazıt
Dergi: Kalem ve Onur dergisi, Sayı: 12, Tarih : 1996



